DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Şanlıurfa
Açık
34°C
Şanlıurfa
34°C
Açık
Pazar Açık
33°C
Pazartesi Açık
33°C
Salı Az Bulutlu
33°C
Çarşamba Açık
32°C
RESİM AÇIKLAMASI
RESİM AÇIKLAMASI

Kazancı Bedih (YOLUK)\’ in Hayatı

1 Eylül 2022 16:30
0
A+
A-

Halk müziği sanatçısı, besteci (D. 1929, Şanlıurfa – Ö. 20 Ocak 2004, Şanlıurfa). Asıl adı Bedih YOLUK olup, Şanlıurfa yöresine özgü gazel okuma geleneğinin son gazelhanı. Çulhacılık (dokumacılık) yapmakta olan babasının adı Çulhacı Halil, annesi Dalyanlar ailesinden Zemzem (Ebe Zemme) Hanım’dı Ailenin tek evladı olması sebebiyle Ailenin çocuk sevdası nedeniyle 14 yaşında dünya evine girmiştir ve bu evlilikden 4′ ü erkek (Halil, Mehmet, Naci, Nihat) 3 de kız (Şükran(Nihal), Remziye, Müzeyyen) çocuğu dünyaya gelmiştir. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında çulhacılık yapan kazancı Hasan Diyar’ın yanına çırak olarak girdi. Hasan Diyar’dan sonra daha başka kazan ustalarının yanında da çalıştı. “Kazancı” lakabı da yaptığı bu işten gelmektedir. Ayrıca ustalığı nedeniyle de halk arasında kendisine “Pir” denilmiştir. 1949 yılında askerliğini Bingöl ve Elazığ’da bando bölüklerinde yaptı. Askerliği sonrasında da kazancılık yapmayı sürdürdü. Sonra yirmi altı yıl çalıştığı Belediye’den emekli oldu. Hacca gitti, ardından demlik ve cezve tamiriyle ilgili küçük bir iş yeri açtı. Ayrıca mevlitlere gidip ilahi ve gazel okudu.

Müzikle ilgisi küçük yaşlarda başlayan . Gençlik yıllarında babası onu beraberinde Mecbelbahır’a götürdü. Burada geceler müzikli toplantılarla fasıllarla geçirilir, Urfa’nın müzik üstatları meşk eder oda onlardan feyz alırdı.  On yedi yaşında Necim Şıhe (Şıhmüslüm Görgün) ile gittiği bir sıra gecesinde öylesine etkileyici bir müzik şöleniyle karşılaşır ki, adeta hayatını değiştiren bir gece yaşar. O geceden sonra müzik meşkleri ve sohbetlerine katılmaya devam eden Kazancı Bedih’in müzik merakı artarak sürdü. Necim Şıhe, kendisine cümbüş ve tambur çalmasını öğretti. Özellikle Tenekeci Mahmut Usta’dan aldığı bilgilerle, müzik meclislerinde kendi tavrıyla okudukça dinleyenlerin beğenisini kazandı. Şanlıurfa’da eskiden müzik gruplarına “Takım” denirdi ve bir yere çağrıldığında herkes takımı ile giderdi. Kazancı Bedih’in de; Mehmet Çelik, Ali Kanun, Hasan Diyar, Necip Şıbe, Çırçır Mahe, Şıh Müslüm Görgün, Nacar Celal, Mustafa Usta takım arkadaşlarıydı.

Hiç plak yapmadı. Kasnak teybin Şanlıurfa’ya gelişinden sonra bant yapma meraklılarının aranan kişisi oldu ve yüzlerce yerel banda herhangi bir ücret almadan gazel, maya ve türkü okudu. Birçok şairin gazelini kendi tavrına göre çeşitli makamlarda söyledi. Makamları ve makamlardaki geçkileri (bir yapıtta ton, renk, oylum değişimi; bir tondan başka bir tona geçiş, modülasyon) çok iyi bilirdi. Kimi kez sanat müziğinden bir şarkıyı kendi üslubunda, değişik bir yorumla uzun hava gibi okurdu. Kendine özgü davudi bir sesi vardı.

1993 yılında İbrahim Tatlıses’in sunduğu İbo Show isimli televizyon programında görüldü. Burada Fuzuli’nin “Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir” diye başlayan sözleri ustaya yeni kapılar açacaktı. Fakat bunu kendisi hiç istemiyordu. Çünkü buna sebep bu tür ortamlardaki yozlaşmaydı. Bedih ise daha sessiz ve sakin bir hayatı seviyordu. Kahvehanelere gitmezdi ve sıra gecelerine katılmayı çok seviyordu. Katıldığı gecelerde çoğunlukla para almıyordu. İbrahim Tatlıses’in programına katıldıktan sonra tekrar ekranlara çıkması için yoğun istek alan sanatçı, iki ay kadar sonra programa tekrar katıldı.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Televizyona çıkması onun daha fazla tanınmasına yol açtı. 1996’da bu defa Yavuz Turgul’un yönettiği başrollerini Şener Şen ve Uğur Yücel’in paylaştığı Eşkıya filminde “Nice bu hasreti dildar ile giryan olayım, yanayım aşkınla büryan olayım” dizeleri ile gündeme geldi. Savaş Ay’ın sunduğu bir programda “Hafızamda binlerce parçalık arşivim var. Onları birileri derlese, kayıt altına alsa, hep Hülya Avşar’a İbo Showlara çıkıyorum. Böylemi olmalıydı?” demiştir. İbrahim Tatlıses’in bir programı öncesinde ise Ahmet Kaya ile aynı ortamda bulunan ancak kendisini tanımayan Bedih’e Tatlıses, Ahmet Kaya için onu programa çıkartacağını ve tanıyıp, tanımadığını, kendisini nasıl bulduğunu sorduğunda Bedih; “Oğlum bu saç, sakal ne? Biraz kessene” demiş ve oğlu Ahmet Kaya’nın stilinin böyle olduğunu ve tanınmış bir sanatçı olduğunu kendisine söylediğinde Bedih şaşırmıştır. Müzik yaşamı boyunca yüzlerce yerel bant dolduran Kazancı Bedih, 1988 yılından başlamak üzere Türkiye çapında satılan kasetler doldurmaya da başladı. İlk olarak Urfa’da Sim Kasetçilik adına “Urfa Geceleri 3” kasetinin ardından “Urfa Geceleri 4” ve “Urfa Geceleri 6” kasetlerini okudu. “Urfa Sıra Geceleri” adlı kasetler dizisinde okuduğu kendine özgü eserler yurt iç  ve yurt dışında  çok beğenilmişti.

Yine bu sıralarda televizyonlara neden bu kadar az çıktığını soran bir basın mensubuna “Memlekette rakı kalmaz” esprisi yapmıştır. Son olarak Mahsun KIRMIZIGÜL’ ün sarı sarı albümünde  Nemrudunkızı adlı eserde düet yapmıştır. 2003 yılı Eylül ayında 76 yaşındayken bakırcılar çarşısındaki mesleğine geri dönme kararı aldı. Bu kararın ardındaki asıl sebep bu alandaki yozlaşma olduğu kadar, devlet tarafından sahip çıkılmama ve bir tür yalnız bırakılma refleksi oldu.

Kazancı Bedih, gazel okuyan bir çok kişi yetiştirmiştir. Bir çok kişi de onun yerel bantlarını dinleyerek ondan yararlanmış ve onun tavrıyla söylemeye çalışmıştır. Engin gönüllü, işini iyi bilen bu suskun ve yaman adamın sesinde, dinleyenleri büyüleyen apayrı bir şeyin olduğunda görüşünde herkes birleşiyor. Ölümüne yakın zamanlarda, çıkardığı kaseti kutlamak için iki deve kurban etmeye kalkan sevenlerine karşı, develerin önüne atlayarak kurban edilmelerini önlemesi, onun kişiliğini gösterir. Son zamanlarda Sıra Geceleri’nin de tadının kalmadı ”ben yoruldum, yokum!” demiş ve eklemiştir: “Giderem burdan artık / Baş açık yaka yırdık / İsterem gamsız gidem / Gam gelir gamdan artık.” dedi ve eşi, 20 Ocak 2004 günü Şanlıurfa’daki evinde uyurken katalitik sobadan sızan gazdan zehirlenerek öldü. Ölümünden sonra  eski adı 58 meydanı, Anadolu Güzel Sanatlar Lisesine ve  Karaköprüde olan bir parka adı verildi.

  

Yazarın Diğer Yazıları
23 Ağustos 2022 19:33
REKLAM ALANI
Yorumlar

  1. Ali dedi ki:

    Çok güzel bir yazı uğur kardeşim
    Rahmetle anıyoruz rahmetli üstafımızı

  2. Ahmet dedi ki:

    Kesinlikle ülkemiz ve Türk müziği adına çok büyük bir değerimiz gelecek nesillere ders olarak anlatılmalı böyle büyük ustalar

  3. Yusuf Ensari dedi ki:

    Allah rahmet eylesin hem hayatı hemde sanatı ile eşsiz bir sanatkar idi. Şimdiki sanatçı bozuntuları onun tırnağı olamazlar saygıyla minnetle anıyoruz

  4. Metin Sungur dedi ki:

    Kazancı Bedih Ustamızın Mekanı Cennet olsun inşallah..
    Bu arada çok güzel bir biyografi çalışması yapmışsınız Uğur Yoluk…

İLAN ŞEHRİ-İLAN VER GÖZ PROTEZ