DOLAR
13,4584
EURO
15,3141
ALTIN
770,65
BIST
1.857
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Şanlıurfa
Az Bulutlu
12°C
Şanlıurfa
12°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
15°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
RESİM AÇIKLAMASI
RESİM AÇIKLAMASI

Her Şeyin Bir Tadı Vardır -3-

15 Kasım 2021 14:21
0
A+
A-

Peki bizim hayatımızda cari olan dinimiz hangisi? Tabi olduğumuz, emirlerini yerine getirdiğimiz ve yasaklarına riayet ettiğimiz kurallar; Allah’ın istedikleri mi yoksa başka Rablerin emir ve yasakları mı? Şayet doğru anlayabilirsek şu ayet-i kerimeyi, dini tanımlama ve anlamlandırma konusunda epey mesafe katederiz. İşte söz konusu o enteresan ayet; “İşte biz Yusuf’a böyle bir tedbir öğrettik, yoksa kralın dinine (kanununa) göre kardeşini tutamayacaktı.” (Yusuf/76) Allah Teâla’nın bu ayette vurguladığı din, nasıl bir din? Yusuf (a.s.) döneminde yaşayan Kralın yürürlüğe koyduğu kanunları Yüce Allah bize, “Din” olarak tanıtırken hayatımızda uyguladığımız, olmasını istediğimiz, tabi olduğumuz kanunlar, yönetmelikler, örfler, adetler, gelenekler ve görenekler hangi dinin nümûneleri?Şanlıurfa’da miras bölüşümlerinde üç kural caridir. Kanunen kız erkek arasında eşit dağıtılması gereken miras, Şanlıurfa’nın kırsal bölgelerinde kız kardeşler bu haktan mahrum bırakılmaktadır. Halbuki Kur’an ayetleri kız kardeşe, erkeğin hissesinin yarısını vermeyi öğütlemektedir. Durum bu kadar sarihken Şanlıurfa’da sadece İslam dininin var olduğunu mu ileri süreceğiz?İnanıyoruz ki her Müslümanın zaman ve mekan farkını gözetmeden din olarak kabul ettiği İslam’ın kurallarını benimsemesi ve hayatında sergilemesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Hayatın her alanını düzenleyen kurallar topluluğuna din dendiğine göre bir Müslüman’ın hayatının her ânını dini düzenlemelerle inşa etmesi gerektiğini bilmem söylemeye gerek var mı? Eğer sosyal hayatın bazı alanları dinden soyutlanıyorsa, siyasal alanlardan din tart ediliyorsa, ticarete din karıştırılmıyorsa, kimi davranışlara ve kimi düzenlemelere dinin karışmayacağı iddia ediliyorsa o zaman söyler misiniz, imandan alınması gereken lezzet nasıl hasıl olacak? Bu durumda imanın damaklara zerk etmesi gereken tadın rengini vurgulayacak kimse çıkar mı aramızdan?İmandan tat almayı sağlayan hususlardan birisi de Hz. Muhammed (s.a.v.) kim olduğunu ve kimlere peygamber olarak gönderildiğini bilmeye bağlıdır. Sahi bizim Peygamberimiz kim?Hz. Muhammed (s.a.v.)’i resul olarak kabul edip emir ve yasaklarından razı olduğunu ileri süren insanların kime daha çok benzediklerini müşahede etmek bu sorunun cevabı niteliğindedir. “Hayır, rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın kabullenmedikçe ve boyun eğip teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa/65) İmanımızın belirtisi Peygambere tabi olmaktan geçtiğini bildiriyor Yüce Allah. Hatta ayeti kerime de miras bölüşümünün usul ve şartlarını bildirdikten sonra şöyle buyuruyor; “Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa, onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.” (Nisa/13-14) Şimdi can alıcı soru şu; “Babamızın vefatından sonra geride bıraktığı mirası neye göre bölüşelim?”Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğinden razı olanlar için müsaadenizle birkaç soru sormak istiyorum:Sahi hangi anlaşmazlıklarımızı, sorunlarımızı, dertlerimizi ve sıkıntılarımızı Hz. Muhammed (s.a.v.)’in gösterdiği şekilde çözdük? Hangi kanunumuzu, hangi nizamımızı Paygamberin hadislerine dayandırdık? Her şey bir tarafa, en basit şekliyle tavsiye ettiği şekilde neden su içmekten içtinap ettik? Neden su içerken, yemek yerken hep sol eli tercih ettik? Halbuki bu konuda herhangi bir harcamaya da gerek yoktu. Namaz kılmada, oruç tutmada, haca gitmede ve zekat vermede ekstradan bir zamana ve yapılacak bir masrafa gereksinim duyarken; yemek yerken ve su içerken sol elimiz kullanmak için hangi masraflardan kaçınmamız gerekiyordu? Sahi sol elle yemek yemenin ve su içmenin şeytana benzeme olduğunu bile bile devam etmemizi neye bağlayabiliriz? Hz. Muhammed (s.a.v.)’i bu konuda yaptığı tavsiyeler yanlış mıydı, yoksa beğenmiyor muyduk? Hz. Muhammed (s.a.v.)’i Peygamber olarak kabul edip bundan razı olanlar düşüncelerini ve yaşam biçimlerini bu minvalde tanzim etmeleri gerekmez mi? Suyu içme biçimini, ticaret ahlakını, hukuk kurallarını, konuşma tarzını, düşünme şeklini, giyimini, kuşamını ve en önemlisi de ahlakını O’na göre düzenlemeleri gerekmez mi Müslümanların?Buyurun; “Senin peygamberin kim?” sorusunu kulaklara küpe yapmanın tam zamanı.

Yazarın Diğer Yazıları
24 Haziran 2021 21:57
25 Eylül 2021 18:28
12 Eylül 2021 12:47
9 Ekim 2021 14:25
30 Ağustos 2021 18:01
16 Temmuz 2021 10:43
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Sohbeti aç.
Haber hattı
İLAN ŞEHRİ-İLAN VER GÖZ PROTEZ