DOLAR
8,4368
EURO
10,2905
ALTIN
515,32
BIST
1.457
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Şanlıurfa
Az Bulutlu
34°C
Şanlıurfa
34°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
33°C
Cumartesi Az Bulutlu
34°C
Pazar Parçalı Bulutlu
34°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
RESİM AÇIKLAMASI
RESİM AÇIKLAMASI

Yalana Farklı Bir Bakış

5 Haziran 2021 19:55
0
A+
A-

Konuşulan sözlerle gerçeği farklı lanse etmeye çalışmak ve fiilen yanlış işlere tevessül etmek yalanın iki farklı versiyonudur.
Allah’a hakkıyla inanan bir Mü’minin, hem kavli hem de fiili olarak doğru söylediğini kabul edebiliriz. Çünkü o, Allah’a iman etmiştir. İman ettiği Allah da kendisine asla yalan söylememesi gerektiğini tembihlemiştir.
Olaya buradan baktığımız vakit inanmayan bir insanın en büyük yalancı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mesela ortak koşan bir müşrik isnatlarıyla hem söz hem de eylem olarak (haşa) Allah’a iftira etmiş olmuyor mu?
Kimse aksisini iddia etmesin.
Yalan; kimi insan için komalık bir durumu ifade ederken kimi insan için de sıradan bir vakıadır, bir çerezdir. Kellesini koparsan yalan konuşmayacak insanların varlığını bildiğimiz gibi yine kellesini koparsan yalandan vazgeçiremeyecek insanlar da az değil bu alemde.
Yalan; bir inanç meselesidir aslında. Her şeyi en iyi bilen Yüce Allah: “Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.” (Nahl/105) diye buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de yalan söylemenin münafıklık alameti olduğuna vurgu yapar.
Fiili bir yalanın insanların benliği üzerinde oluşturduğu tahribat her zaman kavlen söylenen bir yalanın yanında katbekat fazla olmuştur. Hasar kıyas kaldırmayacak kadar barizdir ve ağırdır.
Ancak günümüz insanları fiili yalanı normal karşılarken natıka ile dile getirilenlere düşman kesilirler. Natıka ile serdedilen yalana gösterilen düşmanlık güzeldir ve olması gerekendir ancak yetersizdir.
Yüce Allah: “… yalan söz söylemekten de kaçının.” (Hac/30) “Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.” (Şuara/223) “Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.” (Cin/5) buyurmaktadır. Bu ayetlerden yola çıkarsak en büyük yalancıların kafirler olduğuna hepimiz şahit olacağız.
Bu noktadan olaya baktığımız vakit insanların dört guruba ayrıldığını söyleyebiliriz. Bunlar:
Bir: Bazı insanlar sadece doğruyu konuşurlar. Mü’minler bu gurupta yer alırlar. Böylesi insanların ağzından yalan söz çıkmadığı gibi yalanı çağrıştıracak herhangi bir fiile de yaklaşmazlar. Allah’a inanan, Ahireti kabul eden ve Peygamberlere benzemek için didinen, ilahi emirleri hayatında sergilemeye çalışan Müslümanlar böyledirler. Hint Kumaşı gibi değerli oldukları için her yerde de bulunmazlar. Kendilerini de çevresindeki insanları da kandırmaya çalışmadıkları gibi Allah’ı da kandırmaya çalışmazlar. Doğru bir söylemden vazgeçmedikleri gibi icra ettikleri/edecekleri eylemlerin sıratı müstakim üzere olmasına özen gösterirler. Böylesi insanları bulmak için titiz bir arayışa girişmek gerek.
İki: Bazı insanlar da sadece yalan söylerler. Din-i Mübini inkar eden kafirler bu gurupta yer alırlar. Allah’a, Ahirete, Peygambere ve kitaba karşı çıkmakla en büyük yalanı sergilerler. Küfürlerini sergilediklerinden yalanları süreklilik arz eder. Bünyeleri kaldırmadığından yalanın olmadığı ortamlarda barınmazlar. İlahi kelamın okunduğu yerlerde ruhları sıkılır ve terk ederek sıvışmanın yolunu ararlar. Bu insanların insani hiçbir kaygıları yoktur. Aslında bu tip insanların yalanı söyleyememe gibi bir kaygıları vardır. Ancak diğer insanların kaygısına benzemez bu kaygıları. “Nasıl bir yalan uydurabilirim, neyi nasıl inkar edebilirim” diye içine düştükleri derekeden zevk alırlar. Çalışkandırlar, çok çalışırlar dünya hayatına. Bu konuda haklarını yememek gerek. Küfrün kapısını biraz daha aralayabilmek için bitap düşecek kadar koşuştukları ve neredeyse heder olacakları da bilinen bir başka gerçek. Kısacası işleri zordur bunların. Yalan uydurma melekelerinin sönmemesi için her gün yeni bir arayışa girişirler.
Üç: Bazı insanlar da vardır ki doğrunun arasına yalan eksik etmezler. Münafık ruhlu insanlar bu gurupta yer alırlar. Doğruların arasına yalan serpen bu insanlar toplum için çok tehlikelidir. Müslüman olduğunu iddia ederek kafir gibi davranmakla en büyük yalanı söylüyorlar. Ancak Müslüman olduklarını ileri sürmeleri söyledikleri yalanı örtbas etme girişiminden başka bir şey değildir. Bir taraftan Müslümanları kandırmak için isimlerinin Müslüman olduğunu ileri sürerlerken diğer taraftan da cisimleriyle Allah’ı, Peygamberi, dini, imanı ve cümle Müslümanları kandırmaya çalışırlar. “Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.(Bakara/9)
Bu tipten insanlar hemen her yerde vardırlar. Mantar gibi biterler ortalıkta. Bazı doğruları dillendirmekle de meşhurdurlar. Sakın ola dile getirdikleri bir kaç doğruya aldanıp yalanlarına kanmayasınız. Böyle yapmakla söz ile mensubu olduklarını iddia ettikleri dini yem olarak kullanırlar. Hatta söyledikleri yalanların doğru olduğuna inandırmak için Allah’a yemin ettikleri de vakidir. Tıpkı şeytan gibi: “”Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.” (A’raf/21)
Dört: Bazı insanlar da vardır ki yalanın arasına bazen doğruyu karıştırırlar. Bunlar da kafir olup Müslümanlara yardım etmeye çalışan melek görünümlü şeytan tipli insanlardır.
Müslüman memleketlerinde aslen kafir olup inancını gizlemeye gerek duymayan insanlar da vardır. Dillerinden hümanizma şarkıları yükselirken Müslümanların kanını içmekten geri kalmayan insanlar bu gurupta yer alırlar. Bu insanların söylemlerine ancak, hümanizma şarkılarından sarhoş olan insanlar inanırlar. Kendilerinden olmayan insanlarla anlaşabilmeleri ne mümkün. Söylemlerinin ekseriyeti yanlış olsa da arada bir doğru söylediklerine de şahit olabilirsiniz. Belki de bu durum zaman zaman yalana başvurmaya gerek duymadıklarından da kaynaklanıyor olabilir. Daha çok taraftar toplayabilmek adına bukalemuna özendikleri hepimizin malumu.
Rabbim bizi ve neslimizi muhafaza buyursun.
O halde duyduğunuz, izlediğiniz veya okuduğunuz kasten yanlış kurgulanmış yalan bir haber, satırlara dizilmiş gerçekten yoksun bir yazı sizi yanlışa sevk etmekle kalmaz aynı zamanda zihninizden, düşüncenizden veya benliğinizden de bir doğruyu alıp götürür.
Kalın sağlıcakla.

Yazarın Diğer Yazıları
9 Haziran 2021 17:16
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Sohbeti aç.
Haber hattı
İLAN ŞEHRİ-İLAN VER GÖZ PROTEZ