DOLAR
9,6002
EURO
11,1843
ALTIN
553,48
BIST
1.468
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Şanlıurfa
Az Bulutlu
27°C
Şanlıurfa
27°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
28°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Az Bulutlu
21°C
RESİM AÇIKLAMASI
RESİM AÇIKLAMASI

Peygamberleşmek- 2-

14 Ekim 2021 20:13
0
A+
A-

Hadisleri inkar konusunda çok cesur davranan kişilerle konuştuğum vakit ileri sürdükleri “Efendim! Hadisler ayetlere yani Kur’an’a ters olmamalı.” kuralını ileri sürüyorlar. “Evet! Bu ileri sürdüğünüz kural doğru olduğu kadar yerli yerince sarf edilmiş bir kuraldır da. Bu kurala tabi olmamız ve hayatımızda uygulamamız kaçınılmaz bir durumdur. Ancak müsaadenizle: “Hadisler hangi Kur’an’a ters olmamalı?” diye bir soruyu da ben size sormak istiyorum.” dediğimde afallayıp duruyorlar. Elleri ve ayakları birbirine dolanıyor. Dut yemiş bülbüle dönüyorlar adeta. Yüzüme aval aval bakarak uzun bir süre ne demek istediğimi anlamaya çalışanların sayısını unuttum bile. Nihayet: “Ortada birden fazla Kur’an mı var?” diyerek tepkilerini ortaya koyanları anlayışla karşılıyorum. “Evet! Gökten Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e gönderilmiş olan Kur’an elbette bir tanedir. Bu kitap kıyamete kadar da değişmeyecektir. Böyle inanıyor ve böylece de kabul ediyoruz. Ancak şimdi Müslümanların elinde okumakta oldukları Kur’anların sayısını tespit etmek bir hayli zor ve meşakkatli. Maalesef baştan sona, değil bir tefsir kitabını, hayatında bir sefer dahi olsa bir meal dahi okumamış bir insanın okuduğu Kur’an ile olması gereken Kur’an elbette birbirinden çok farklı olacaktır. Peygamberi tanımayan bir insanın okuduğu Kur’an ile olması gereken Kur’an elbette farklı olacaktır. Sahabeye işi düşmemiş bir insanın okuduğu Kur’an ile olması gereken Kur’an elbette birbirinden farklı olacaktır. Çevreden devşirdiği fikirleri doğru kabul eden bir insanın okuduğu Kur’an ile olması gereken Kur’an elbette birbirinin yerini tutmayacaktır. Baştan sona bir hadis kitabını bitirmemiş, hadislere peşinen zayıf ve uydurma muamelesi yapan bir insanın cımbızlama yöntemiyle anlamaya çalıştığı ayetlerin bulunduğu Kur’an elbette farklı olacaktır.Eğer Yüce Allah, Kur’an-ı Kerimi bir dağın başına veya Kabe’nin tepesine bir seferden ve de Peygamber görevlendirmeden indirmiş olsaydı, ve içine: “Bu kitabı okuduğunuz ve anladığınız gibi yaşayın.” diye bir ayet de serdetmiş olsaydı işte o zaman hadislere karşı alerjisi olanları bir nebze anlayışla karşılayabilirdim. Ancak olay hiç de onların sandığı gibi değil. Ne bir dağın başına indirilmiştir Kur’an, ne de Kabe’nin tepesine. Nasıl anlaşılması, nasıl uygulanması ve nasıl anlatılması gerektiğini bizzat yaşayan bir Peygamberimiz var elhamdülillah. Eğer böyle bir durum olmamış olsaydı zaten hadis diye bir kavram da olmazdı.Kur’an-ı Kerim yirmi üç yıl boyunca, peyderpey hem de güzel bir örnek üzere; “İçinizden Allah’ın lutfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzap/21) diyerek bir Peygambere; o Peygamber ki kendisi Arap, içinde yaşadığı toplum Arap, kendisine gönderilen kitap da Arapça. İşte bu Peygambere gönderilen bu Kitabın nasıl anlaşılması ve nasıl uygulanması gerektiğini bizzat göstermek üzere görevlendirilmiş olması kaçınılmazdır. Hiçbir itiraz kabul etmeyen bu nadide durum hadislerde bahane arayan insanların tüm düşüncelerini, tüm argümanlarını, zor durumda kaldıkları zaman sığındıkları tüm limanlarını, binerek havalandıkları tüm uçaklarını diskalifiye etmektedir. Unutmayınız ki bu düşünceye sahip her insanın bindiği gemi okyanusun zifiri karanlıklarını boylamaktan hali kalmayacaktır.Başta namaz olmak üzere dinimizin bir çok ibadetini hadislerin işaret ettiği şekliyle ifa etmeye çalışan bu insanların, hesabına gelen noktada hadisi yok saymalarını anlayabilmiş değilim. Eğer hadisleri ret konusunda çok cesur iseniz buyurun Cuma namazını hadisleri yok sayarak kılmaya çalışın. Bu vesileyle nasıl bir namazın (ucubenin) ortaya çıkacağını da görmüş olursunuz. Koskoca bir hadis külliyatı içinde işlerine gelen, savundukları düşünceleriyle uyumlu bir iki hadisi dillendirmekten geri kalmayan bu kesim eğer iddialarında samimi iseler ağızlarına hiçbir hadisi almamalarını öneririm. Peki bu hadis doğru bu hadis de yanlış ayırımını sen neye göre yaptın? Yoksa yıllar yılı laiklik hamuruyla şekillendirdiğin aklına mı uymuyor? Evet! O külliyatın hadislerinin tamamını inkar edin. Bunu yapamıyorsanız ki yapamazsınız, o halde artık kabul edin hadisleri. İkisini de yapamayacağını şimdiden ilan ediyorum. Böyle düşünen insanlara acizane bir önerim olacak. Sizi, Kur’an-ı Kerim’de serdedilen fakat hadislerin neredeyse hiç müdahale etmediği tek bir konunun varlığından haberdar etmek istiyorum. O konu miras hukukudur. Buyurun miras hukukunu ayetler çerçevesinde insanlarımız arasında bölüşün bakalım. Bu hukukun dahi beşeri kurallar çerçevesinde bölüşülmesi gerektiğini savunan insanların ayetleri doğru anlamasını ve hadislere olması gerektiği gibi bir mana yüklemesini beklemek sizce mümkün olabilir mi?Hiçbir hadis kitabını bitirmemiş bir kişinin bu hadis aklıma yatmıyor söylemi yüreğimi parçalıyor. Ardı sıra okuduğum ayetlere: “Bunlar ayet olamaz. Eğer bu söyledikleriniz ayet ise kabul etmem imkansız.” söylemi yine Müslüman kişilerin ağzından çıkıyor. Çünkü aklıma yatmıyor söylemi dikiş tutmaz bir yaradır. Sahi bu cesaret size nereden geliyor? Evet! Bu kişiler içinde yaşadıkları toplumun yanlışlarını doğru kabul ederek bir İslam kurgulamaya çalışıyorlar kafalarında. Anlayamıyorum, kavrayamıyorum serzenişleri: kişinin içinde yaşamakta olduğu toplumda kabul gören kimi yanlış uygulamalarının doğru kabul etmesinin bir sonucudur. Böylesi bir saplantıya gark olmuş kişiler ayet ve hadislere göre bir düşünceyi kurgulamaları da mümkün değildir. İşte o zaman da toplum tarafından kabul gören kimi yanlışlara göre ayetler ve hadisler değer kazanmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları
20 Ekim 2021 08:34
17 Haziran 2021 21:47
16 Ağustos 2021 17:44
25 Eylül 2021 18:28
19 Haziran 2021 21:56
16 Temmuz 2021 10:43
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Sohbeti aç.
Haber hattı
İLAN ŞEHRİ-İLAN VER GÖZ PROTEZ